ntvmsnbc’ye konuk olduk

Posted on 25 Nisan 2012 tarafından

2


24 Nisan 2012 günü ntvmsnbc e-gazetesi’nin Yeşil Haber > Doğal Hayat sayfalarında Ayzen Atalay Durmuşoğlu’nun konuğu idim … Teşekkürlerimi iletiyor ve paylaşıyorum.

Zeynep Bilgi

Köpekler ve İnsanları

“Köpek almak kolay, yaşamak zor” diyenler için önemli bir rehber. Köpekler neden sahibi gibi davranır? Nasıl iletişim kurarlar? Köpekli bir yaşam insanı nasıl zenginleştirir. Bu yaşamı cehenneme döndürmemek için neler yapılabilir?

Köpekler ve insanları

Zeynep Bilgi Buluş, uzun yıllar doğa koruma alanında çalıştı. Yaptığı çalışmaların önemli bir bölümünü Birleşmiş Milletler’de sürdürdü. Hem Türkiye’de hem de yurtdışında yaptığı bu önemli çalışmaların ardından eşi ile beraber Samsun’daki çiftliklerine yerleştiler. Şimdi orada Dost adındaki köpekleri ve Baldan adındaki kedileri ile beraber yaşıyorlar. Bu sırada da köpek ve kedilerin dünyası ile ilgili bol bol okuyup bildiklerini de “Köpekleri ve insanları” adlı blog sayfasında paylaşıyorlar. Zeynep Bilgi Buluş, köpekler ve insanlarla ilgili sorularımızı yanıtladı.

– Köpekler ve İnsanları adlı blog nasıl doğdu?
Köpeğimiz Dost’u edindikten bir süre sonra, köpek sahibi olmanın sorumluluklarının sandığımdan fazla olduğunu gördüm. Önce internette, sonra kitaplarda sorularıma yanıt aradım. Çoğu kaynağın ingilizce olduğunu görünce de, bu konuda Türkçe paylaşımın ne kadar önemli olduğunu anladım ve başladım. İlk araştırmaya başladığım zaman temel kaygım ‘köpeğimi nasıl eğitirim’ idi. Ancak daha sonra bu yerini ‘köpeğimi nasıl anlarım’ ve ‘köpeğime kendimi nasıl anlatırım’ sorularına bıraktı. Köpeğimi anlamadan ona birşey öğretmeye çalışmanın büyük haksızlık olduğunu düşünüyorum. Blog’a da bu noktadan başladım.

– Dost hayatınıza girdikten sonra neler değişti?
Günlük düzenimiz, seyahatlerimiz tamamen değişti. Bu kadarını beklemiyorduk ama hiç şikayet etmeden uyum sağladık. Ancak beni daha da çok şaşırtan, Dost’un bana ayna olması oldu. Hep derler, köpek sahibini yansıtır, diye. Kesinlikle doğru. Dost’un huysuz, söz dinlemez olduğu günlerde kendime baktım ve şaşırarak kendi huzursuzluğumu gördüm. Kendimi dinginleştirdiğimde Dost’un da sakinleştiğini, bana uyum sağladığını farkettim. Bu inanılmaz bir farkındalık getiriyor. Bir başka örnek daha vereyim: Dost’la uzun yürüyüşler yapıyoruz. Hava müsait olduğunda, ırmak kıyısına gidiyoruz. Dost tam bir su köpeği, suda koşsun, yüzsün, bayılır. Uzun bir yürüyüşün ardından ırmağa vardığımızda beklenenin tersine, oyun seansı kısa sürüyor. Bir türlü anlamadım, neden bu köpek oyun kısa kesip, ‘tamam dönebiliriz annecim’ pozisyonuna girer ki… Sonra bir farkettim ki, benim için ırmak kenarı, uzun yürüyüş ve tekrar dönüş arasında sadece bir ‘bölme’. Suda Dost’u seyretmekten müthiş keyif alıyorum, ancak aklımda dönüş var. Köpek de benim enerjimle uyumlu. Bunu farkettiğimden beri daha rahat olmaya çalışıyorum. Yani, insan bir köpek öğretisine kendini bırakıp farkındalık meditasyonu yapabilir pekala.

Köpekler ve insanları

– Bir de kediniz var adı “Baldan”. Dost ile nasıl anlaşabiliyor?
Tam kardeşler. Renkleri de benziyor. Dost 2,5 aylık olarak bize katıldığında, kedimiz Baldan 8,5 aylıktı.

Yani beraber büyüdüler. Her ikisi de sınırlarını iyi biliyor ve birbirlerine tam bir güven içindeler. Baldan Dost’a kafa tutarak oyuna davet eder; Dost centilmence güreşir, Baldan’ın faullerini hoşgörür. Dost’un insan ve köpek dostları çok. Ancak kedi olarak bir tek Baldan’la geçiniyor. Baldan’ın ise Dost’tan başka arkadaşı olduğunu sanmıyorum. Kediler sosyal hayvanlar değiller.

– Dost hayatınıza girdikten sonra bir hayli ders çalıştın galiba öyle mi?
Biz geç okumaya başladık ve geç öğrendik. Köpek sahibi olmadan kendi eğitimimizi tamamlamış olmamız gerekirdi oysa. Ne zaman ki bir Alman kurdu olan Dost’un cüssesi ve kuvveti belli oldu, biz o zaman kendimizi eğitmeye başladık. Çok sosyaldi, ancak insanları üzerlerine atlayarak selamlıyordu. Herkesi oyuna davet için ısırarak çekiştiriyordu. Tavukları kovalıyordu. Bunlardan vazgeçiremiyorduk. İnternetin yanı sıra onlarca köpek kitabı okudum. Filmler izledim. Halen devam ediyor bu öğrenme ve anlama süreci. Şimdi bir yandan da paylaşıyorum.

Köpekler ve insanları-Köpekler hayli dertler yasıyorlar. Dost şanslı. Siz bir çiftlikte yaşıyorsunuz. Sence köpekle yaşamak isteyenler karar vermeden önce neleri iyi düşünmeli?
Bu harika bir soru. Bir araba, bir ev alırken ne kadar düşünüyoruz, oysa kedi köpeği alırken araştırma gereği duymuyoruz. Bir kere insanlar yaşam tarzlarına, kendi enerji seviyelerine göre köpek edinmeye karar vermeli. Kendi enerji seviyesine uygun bir köpek edinmeli. Örneğin av köpekleri yerlerinde duramazlar. Eğer yaz kış köpekle günde iki saat yürüyemeyecekseniz, onu fiziksel olarak yormak yanında, beynini de meşgul edecek oyunlar oynayamayacaksanız böyle bir köpek edinmeyin. Ayrıca küçük köpek kolaydır, büyük köpek zordur diye birşey yok. Cinslerle ilgili bilgi edinin. Köpek davranışları konusunda bilgi edinin. Evinizin durumu, bahçeniz olup olmadığı, evde kaç kişi olduğunuz, evdekilerin köpeklerle ilişkisi çok önemli. Özellikle sizin ve evdekilerin çalışma hayatınız dışında aktif bir sosyal hayatınız var ve evde çok az zaman geçiriyorsanız lütfen köpek edinmek yerine kedi edinmeyi düşünün. Köpekler uzun süre evde veya bahçede yanlız zaman geçirebilen hayvanlar değiller. Onu mutlu edemezsiniz, ve o da sizi mutlu edemez. Hele hele bir yavru ile uğraşacak zamanınız yoksa  (bu en az 6 ay demektir), yavru değil en az 1 yaşında bir köpek edinmeyi düşünün. Son olarak, ama çok önemli petshop’lardan köpek satın almayın. Barınaklar veya veterinerler size yardımcı olacaktır. Ayrıca, sosyal paylaşım sitelerinde köpek ve kedi sahiplendirme sayfaları bulabilirsiniz.

– Köpekler ve insanlar birbirini anlamaya çalışırken nasıl bir süreç yaşanıyor?
Köpekler iletişim için vücut dillerini kullanıyorlar. İnsanlar ise sözlü iletişimde ustalar. Biz sözlü komutlar veriyoruz, hatta kızarken de severken de yüksek volümde sesler çıkarıyoruz. Bunlara bir anlam verebilmek için köpek çok çaba sarfediyor. Bunu takdir etmek gerek. Bunun karşılığında bizim de onların dilini öğrenmemiz gerekmez mi? İnsanlar köpeklerinin başlarına pat pat vurarak onları sevdiklerini düşünür, ancak çoğu köpek bundan hiç de hoşlanmaz. Köpekler göz göze gelmeyi istemezler, karşıdakini rahatlatmak için başlarını çevirmeyi tercih ederler. Sıkıldıklarında veya stres altında olduklarında esnerler, dilleriyle burunlarını yalarlar. Ayrıca kulak, burun, ağız ifadelerinden sinirli, meraklı, mutlu, korkmuş olduğunu anlayabilirsiniz. Kuyruk da önemlidir; her sallandığında mutluyum demek değildir. Bunları görmek ve mesajı almak ve karşılık vermek onları rahatlatır. Köpek ve insanının iletişiminin bence en keyifli anları birlikte doğada tasmasız yürüyüş anları. Köpek ve insanının görünmez bağı bu yürüyüşlerde görünür oluyor. Ne kadar uzaklaşsa da gözünün ucu hep insanındadır.

– Köpeğini anlamak isteyen ama zorlananlara önerilerin neler?
Sabrınız taştığında, sakinleşinceye kadar köpeğinizin bulunduğu yerden uzaklaşın. Sinirli enerjiniz hiç bir şeyi çözmeyecektir. Köpeğiniz istediğinizi yerine getirmiyorsa, ona kızmadan önce, neyi yanlış yapıyorum diye düşünün. Komutlara uymamayı siz öğretmiş ve farkında olmamış olabilirsiniz. Veya komutunuzu anlamıyordur. Kelimeniz ve vücut diliniz farklı şeyleri söylüyor olabilir. Yani kendinize bakın.

Türkçe az da olsa önerebileceğim kitaplar var. Konrad Lorenz’in ‘Ve İnsan Köpekle Tanıştı’ kitabı; Cesar Millan’ın kitapları, Leslie Irvine’in ‘Bizler ve Onlar’ kitabı, Desmond Moris’in ‘Köpeğinizi Nasıl Bilirsiniz?’ kitabı; Jeffrey M. Masson’un ‘Köpekler Aşk Hakkında Asla Yalan Söylemez’ kitabı, Turid Rugaas’ın ‘Köpeklerle Konuşma Yolu: Yatıştıran Beden Dil,’ kitabı. Malesef Türkçe’ye çevrilmemiş, ancak benim en çok tavsiye edeceğim yazar ise Patricia McConnell ve özellikle de klasikleşmiş kitabı: “The Other End of the Leash”. Bu kitabın Türkçe’ye kazandırılması için elimden geleni yapmak isterim. Blog sayfasını benim olmaktan çıkarmak istiyorum. Şu anda tek yazar benim*, ancak ucu açık bir şekilde, onlarca yazarlı bir blog olması hayalim. Yazıları ile katkı vermek isteyenler, blog içinde bulacakları “birlikte yazalım” sayfası aracılığı ile bana ulaşabilirler.

Söyleşiyi ntvmsnbc sitesinde görüntülemek için lütfen tıklayın.

* söyleşinin gerçekleştiği tarihte (24 Mart 2012) öyle idi… Şu anda üç yazarlı bir blog 🙂