ilk amacımız köpekleri anlayabilmek

Posted on 08 Temmuz 2014 tarafından

2


Köpekler ve İnsanları yazarları olarak Pet Gazete ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik. “İlk amacımız köpekleri anlayabilmek” başlığı ile yayınlanan bu sohbet için Pet Gazete’ye teşekkür ederiz.

İşte röportajımız:

1)      Sizleri biraz tanıyalım. Kaç kişisiniz?

Zeynep Bilgi: Altı yazarlı bir bloguz. Söyleşiye üç yazar olarak katılıyoruz: Başak Pirtini kimyager; halen doğal annelik üzerinde yoğunlaşmış toplumsal çalışmalar içinde. Neslihan Kazdal reklamcı; 15 sene uluslararası ajanslarda çalıştı, şu an astroloji üstünden danışmanlık yapıyor, deneyimlerini kişisel blogunda yazıyor. Ben ise, 13 yıl doğa koruma alanında profesyonel olarak çalıştıktan sonra 6 yıldır sakin bir yaşamın peşinde kırsalda yaşıyorum.

Dost ve Bilgi Diğer yazarlarımız Selcen Keskin mimar, Damla Akyıldız biyolog ve Hande Burdg müzisyen. Meslek ve uğraşılarda olduğu kadar coğrafi olarak da epey dağınığız. 6 yazar arasında aynı şehri paylaşan sadece iki kişi var. Ancak kısa zamanda aramızda önemli bağlar oluştu, üstelik bir kısmımız henüz birbirini hiç görmeden.

2) Köpekler ve İnsanları adlı blogu kim kurdu?

Zeynep Bilgi: Köpekler ve İnsanlar’ı bloğunu ilk olarak kişisel bir blog olarak başlattım. Kısa bir süre sonra ulaşmak istediğim hedefe kollektif olarak daha iyi ulaşabileceğimizi düşünerek bu alanda yazabilecek kişiler aramaya başladım.

 

3) Blogu kurarken nasıl hedefleriniz vardı, kimlere hitap edecektiniz?

Zeynep Bilgi: Blogu kurarken hedefim, özellikle yeni köpek sahiplerine – ama tabii sadece yenilere değil – ulaşmak idi. Türkiye’de köpekleri bir ev arkadaşı, ailenin parçası olarak görmeye başlamamız henüz yeni. Çocukluğunda köpekle büyümüş olanlarımız çok az. Dolayısı ile köpekle yaşamı bilmiyoruz. Ve maalesef hatalar yapıyoruz. Bunun bedelini köpekler ödüyor. Pek çok köpek daha yaşını doldurmadan sokaklara, barınaklara, ölüme terkediliyor. Evde olanların da bazılarının sıkıntıdan ve bazılarının da insanların baskıcı davranışları dolayısı ile psikolojileri bozuluyor.

Biz ilk köpeğimiz Dost’la yaşamaya başladığımızda çok zorlandık. Hareketli ve oyuncu bir Alman Kurdu yavrusu idi. Bir kısmı bizim de yanlış teşviklerimizle pek çok kötü huy edinmişti. Vazgeçirmeye çalışırken internette ve kitaplarda araştırmalar yapmaya başladım ve yayınların sınırlı olduğu gerçeği ile karşılaştım. Özellikle Türkçe doğru ve uygulanabilir, güvenli bilgi çok azdı. Böyle olunca yabancı kaynaklara yöneldim ve çok okudum. Bunları uyguladıkça köpeği anlamanın, köpeklerde öğrenme mekanizmalarını bilmenin ne kadar önemli olduğunu anladım. Bu bilgilere ulaşamayan diğer köpek sahiplerini düşünerek derlemeye ve yayınlamaya başladım.

 

4) Ne kadar zamandır yayın yapıyorsunuz?

Zeynep Bilgi: İlk yazıyı Ekim 2011’de yayınladım… Çok yazarlı olmaya başlamamız Nisan 2012. Bir yıl yoğun bir yayından sonra, son 10 aydır yazılarımızda seyrekleşme oldu. Ancak daha önce yayınlanmış makalelerdeki konular güncelliklerini yitirmediğinden her gün 500’e yakın sayfa okunmaya devam ediyor.

Basak ve Efe

5) Blogunuz için herhangi bir resmi veya özel kurumdan destek aldınız mı? Sponsorluk talebinde bulunan oldu mu ya da siz buna sıcak bakıyor musunuz?

Başak Pirtini: Sponsorluklara her zaman açığız elbette. Ancak sponsorluk yapacak firmaların ürün ve hizmetlerinin yazılarımızdaki anlayışla uyumlu olmasını diliyoruz.

 

6) Blogunuzda takipçilerinize neler sunuyorsunuz?

Zeynep Bilgi: Öncelikle bir köpeği anlamak için ipuçları veriyoruz. Yani köpek psikolojisi ve köpek davranışlarını tanıtmaya çalışıyoruz. Köpek beslenmesi, bakımı, sağlık konularında da yazılarımız oluyor. Ayrıca yazarlarımızın köpekleri ile olan yaşamlarından aktarımlar sağlıyoruz. Amacımız samimi bir ifade ile güzel ilişkileri paylaşmak ve örnek olmak.

 

7) kopeklerveinsanlari.com bir kurum haline gelebilir mi, markalaşabilir mi? Bunu hiç düşündünüz mü?

Zeynep Bilgi: Köpekler ve İnsanları bir kurum haline gelebilir, yani markalaşabilir. Aslında bloğu çok yazarlı hale açarken biraz da hedef bu idi. Hatta yazarların değişik illerden olabileceğini ve her bir yazarın kendi bölgesinde etkinlikler düzenleyebileceği hayalini kurmuştum. Bu etkinlikler daha çok köpek sahipleri buluşmaları, bilgilendirici toplantılar şeklinde olabilirdi. Ancak daha sonra her birimizin hayatlarındaki uğraşılar bu tür bir organizasyona yer bırakmadı. Yine de ilerde yapmayı tekrar düşünebileceğim birşey bu. Ben kendi bölgemde – yani Samsun’da- bu tür köpek sahipleri buluşmaları düzenlemeyi isterim.

 

8) Çok farklı mesleklerden insanlar nasıl bir araya geldi, hikayenizi biraz anlatabilir misiniz?

coffee ve Neslihan Neslihan Kazdal: Ben kopeklerveinsanlari.com sitesine, Zeynep Bilgi’nin bir başka bloğu olan kucukevim sayesinde ulaştım. Bilgi o sırada yeni yazarlar çağrısı yapmıştı. Biz de Coffee’yi yeni sahiplenmiştik ve onunla hayatı keşfetmek üzerine yazmak ve diğer köpek sahipleriyle ortak bir platformda buluşma fikri harika gelmişti.

Zeynep Bilgi: Sanırım bir de Selcen yeni yazar çağrımıza karşılık vermişti. Diğer yazarlara teklifi ben götürdüm diyebilirim. Hande benim liseden arkadaşımdı, Damla ile de doğa koruma çalışmalarımızdan tanışıyorduk. Başak’ı ise tanımıyordum, ancak Bashico bloğundan ilgiyle takip ediyordum.

Yani eklene eklene altı olduk. Bir ara “şimdilik böyle iyi, bir süre büyümeyelim” demiştik. Ancak üstünden epey geçti. Yeniden yapılanma düşünülebilir.

 

9) Biliyorsunuz ülkemizde hayvana şiddet çok fazla, bunun sebebi ne olabilir? Çözümü için aklınıza geliyor?

Başak Pirtini: Hayvanlara şiddetin sebebi bana göre insanların evlerindeki sevgi noksanlığı. İnsanlar ne zaman ki kendilerini tam anlamıyla artıları ve eksileriyle kabul edecekler o zaman kalplerini gerçek anlamda bir başka canlıya açabilecekler. Kendimizi sevmeyi de bizlere ilk bakış açılarını kazandıran anne ve babalarımızın göstermesi gerekiyor.

Zeynep Bilgi: Ben de Başak’ın söylediğine katılıyorum. Önce anne-baba olmayı öğrenmek şart. Çocuk sevgiyi görecek ki sevebilecek. Yani şiddet sadece hayvana yönelik değil. Çocuğa, kadına, güçsüze, farklı olana karşı da yapılıyor. Özellikle hayvanlara yapılan şiddetin arkasında hayvanı tanımamak da var. Hayvanın da acıyı hisseden, duyguları – düşünceleri olan, hatta ruhu olan bir varlık olduğunu bilmek bazı şeyleri değiştirebilir.

 

10) Evinizi paylaştığınız evcil hayvanlarınız var mı? Biraz onlardan bahseder misiniz?

Hande Burdg Neslihan Kazdal: Coffee 2011′de hayatımıza girdi. Coffee bir barınak köpeği. Terkedilmiş ya da kaybolmuş, geçmişini bilmiyoruz.Fiziksel ve psikolojik tedavi süresini kısa sürede atlattı ve aramıza katıldığından beri ailemizin bir parçası. İlk köpeğimiz değil, ama çok kıymetlimiz. O günden beri hayata çok daha insancıl ve kucaklayıcı yaklaşıyoruz.

Zeynep Bilgi: Bizimkiler üç kafadar: Köpeğimiz Dost ve kedilerimiz Baldan ve Cancan. Kedi ve köpek aynı evde olur mu diyenlere ibretlik tablo sunuyorlar. 2010’da ilk Baldan geldi, sonra 2011’de Dost ve en son geçen yıl Cancan katıldı aramıza. Dost artık 3,5 yaşında ve ilk aylardaki sorunlarımızın hiçbiri kalmadı. Sosyal, anlayışlı ve sevgi dolu bir köpek. Öğretilmediği halde kapıyı açtırmak için iki kere çalarak beklemeyi adet edindi. Kedilerin tavuklarına asla dokunmaz, ancak onlar bitirdikten sonra arkada bıraktıkları kemikleri siler süpürür (çiğ kemikler tabi, pişmiş kemik vermiyoruz). Biz kedi köpek sahiplerini durdurmadıkça onlar hakkında konuşmaktan bıkmayız. O yüzden burada bir nokta koyayım.

Başak Pirtini: Efe aramızdan ayrıldıktan sonra, Şu an evimi paylaştığım evcil hayvanım yok. Küçük kızlarım bilinçli bir şekilde hayvan bakımı üstlenebilecek yaşa geldiklerinde almayı düşünüyorum.

damla ve maya 300x187 İlk Amacımız Köpekleri Anlayabilmek   Özel Röportaj

 

11)  Son olarak sizin söylemek veya eklemek istedikleriniz nelerdir?

Başak Pirtini: Hayvan sever olmak sadece kedi ve köpek sevmekle olmaz. Doğamızdaki her türlü hayvanı, kuşu, böceği, balığı sevmeliyiz ki dünyamızdaki bütünlüğü ve barışı koruyalım.

Zeynep Bilgi: Kedi köpek sahipleri lütfen araştırsınlar. Tek bir kaynaktan edindikleri bilgileri – bir veteriner veya kırk yıllık köpek sahibi dahi olsa – analiz etsinler,  gerekiyorsa ikinci bir kaynakla sağlamasını yapsınlar. Pek çok hata “öyle duydum” veya “herkes öyle yapıyor” diyerek yapılageliyor. Doğru olarak bilinen pek çok yanlış var. Örneğin ceza ile eğitim çoğu zaman böyle uygulanıyor. Köpek eğitimi de çocuk eğitimi gibi olumlu davranışın ödüllendirilmesi ve teşvik edilmesi ile olur. Toplumumuz halen ceza ile davranıştan vazgeçirebileceğini sanıyor ve sonra da olmayınca köpeği evden çıkarmak zorunda kalıyor.

Köpeği eğitmeden önce kendimizi eğitmemiz gerekiyor. Köpek edinme, köpek psikolojisi, köpek davranışları ve bakımı konusunda bolca okumalar, araştırmalar yapmamız gerek.

selcen ve mocha Neslihan Kazdal: Köpekler, kediler, hayatımıza dahil ettiğimiz hayvanlar hevesimizi alıncaya kadar bizi eyleyen oyuncaklar değiller. Onların da ihtiyaçları, gereksinimleri var ve kendi düzenimize dahil etmemiz itibarıyla bize bağımlı hale geliyorlar. Biz insanların da bu bilinçle kendi bencilliklerimizi törpüleyerek onlarla hayatımızı gerçekten paylaşmayı öğrenmemiz, bu sorumluluğu alarak hareket etmemiz gerekiyor. Onlara sadece yiyecek içecek barınak sağlayarak değil, sevgiyle onlara bütünsel bir yaşam sağlayarak, yaşamlarının sonlarına kadar onlarla bu yolculuklarını sürdürmeye gönüllü olarak. Başak’a katılıyorum. Evcil hayvanlarımız üstünden verdiğimiz alt mesajda hayvanseverliğin ötesinde doğayı, doğal yaşamı kucaklamak, sahip çıkmak var. Bu yöne dair bir adım atmak için böyle canları hayatımıza katmak iyi bir başlangıç noktası olabilir.