efe’nin hayatı ve son tercihi

Posted on 11 Aralık 2012 tarafından

11


Alman kurdu EfeGüzel alman kurdumuz Efe bizi hiç üzmedi, hayatı boyunca sadece birkaç soğuk algınlığı dışında hiçbir kronik rahatsızlık yaşamadı. Efe’yi kendim eğiterek pozitif köpek eğitimi konusunda kendimi oldukça geliştirdim. Hatta köpek eğitmeni olmayı bile düşündüm. Efe en temel olan gel, otur, yat, öl, bekle, ye, dur, içeri gir, bul, getir, yakala, zıpla gibi komutları hem kısık sesle hem de el hareketleri ile anlıyordu. Çemberden bile atlattığım Efe’yi gören babam bana her seferinde kurdu sirk köpeği yaptın derdi 🙂

İlk iki sene her gün en az 1 saat Efe ile eğitim çalışmaları ve oyunlar yaptık. Tabii beceremediğim eğitim konuları da oldu.  Sosyal olması için köpek parkında büyük küçük köpeklerle serbest oynatmam yeterli olmadı. Neden bu kadar dominant ve diğer köpeklere saldırgan diye araştırırken bir köpeğin ilk 6 ay boyunca en az 100 kadar köpek ve insanla sosyal iletişimde bulunması gerektiğini öğrendim. Yani akla gelecek her türlü koşulda insanları, hayvanları, araçları, aletleri, sesleri onu sakin tutacak biri ile pozitif bir deneyimle karşılayacak olması gerekiyordu.

Efe henüz yavruyken kumsala kapısı olan bir evde doğmuş, denizde anne ve babası ile birlikte yüzmüştü. Bu yüzden zaman zaman plaja gittiğimizde bol bol koşturur ve denize girerdi. Birlikte yeşil tepelerde kovalamaca oynarken, o inekler ve boğalara kafa tutardı. Dominant bir köpek olduğu için ben korumacı içgüdü sahibi bir anne olarak ne zaman başka saldırgan tavırlı köpeklerle karşılaşsak olası bir kavgayı önlemek adına Efe’yi tasma ile kontrol altına alırdım. Yine de bir seferinde arka bacaklarından tutup kavgayı ayırdığımı hatırlıyorum.

Bir sene iş sebebiyle Almanya’da yaşamış ve Efe’den uzak kalmıştım. Almanya’daki köpek sahiplerini gözlemlediğimde köpeklerin nasıl tasmasız tam bacak hizasında sahipleri ile birlikte yürüdüklerini gördüğümde çok özenmiştim. Türkiye’de de aynen yurt dışındaki gibi köpekler sahipleriyle birlikte eğitim yapsın, hatta grup eğitimleri olsun dilemiştim. Ne mutluluk verici ki şimdi Türkiye’de artık pozitif eğitim ve yavru köpek grup eğitimleri konusunda güzel çalışmalar yapılıyor. Pozitif eğitim tüm köpek sahiplerinin mutlaka incelemeleri ve uygulamaları gereken bir yöntem.

Efe’yi doğal beslenmeyi öğrendikten sonra kuru mamasının yanında günlük olarak kasaptan aldığımız çiğ kemikler ve meyvalarla besledik. Yanımda yaşamadığı için kedilerimdeki gibi %100 çiğ beslenmeye geçemesem de, dişlerindeki tartar oluşumunun az olması iyi bir göstergeydi. Herhangi bir çiğ yemek sorunu yaşmadı. O donmuş kemikleri bir kaç dakikada unufak edip yutardı.

Köpeğim Efe Junior

Hayvanlardaki aşılarla ilgili yan etkileri ve gereksiz rutin uygulamaları öğrendikten sonra Efe hayatının son senelerinde hiç aşı ve pire damlası olmadı. Veteriner hekimlerin uyarmaları boşuna çıktı. O korkutulan köpek hastalıklarına yakalanmadı. Hayatı boyunca çok sağlıklıydı.

Efe bana en zor anlarımda en büyük destekçilerimden olmuştu. Üzücü ayrılıklardaki ağlama duvarım, mutluluklarımda da sevincimi paylaşan dostum olmuştu. Evlenip kendi daireme taşındıktan sonra Efe alışık olduğu bahçesinde ailemin evinde kalmıştı. Artık her gün görüşemesek de birlikte olduğumuzda çok mutlu vakit geçiriyor ve zevkle hoplama, zıplama numaralarını yapıyorduk. Ben de her seferinde hayalimde Efe’yi kendi bahçeme yanıma aldığımı hayal ediyor, onu yanıma alacağıma söz veriyordum.

Zaman içinde Efe’nin etrafındaki insanların görevleri belli olmuştu. Ben oyun ve eğitim arkadaşı, annem uzaktan seven ve bir iki numara öğreten insanı, babam her gece elma veren ve seven insanıydı. Bahçemiz ile ilgilenen bahçıvanımız aynı zamanda Efe ile günlük yemek ve gezdirme konusunda da ilgilendiği için en iyi dostu oluvermişti. Bir kez elini uzatıp sevsin diye Efe’nin nasıl ezilip büzüldüğünü görünce anlamıştım en çok onu sevdiğini. Belki de gizlice Efe ile paylaştığı poğaçalarıydı sırrı.

Ailem bir kaç sene önce Efe’nin bahçede serbestçe gezdiği evden çıkmış, sitede içinde ufak bir daireye taşınmıştı. Babam Efe’ye sitede özel bir yer ayarlamış, bahçeye alışkın Efe şimdi de sitenin güvenlik köpeği olmuştu. Böylece Efe yanımızda kalmıştı. Ancak site hayatı Efe’yi memnun etmedi. Serbest gezmeye alışkın hayvanlar kafeste çok sıkılıyorlar. Geceleri havlamayı ve diğer köpeklerle haberleşmeyi seven Efe sitede daha çok havlamaya başlamıştı. Gezilerinin artması, kendisini seven güvenlik görevlilerinin yanında oturmak ona yetmiyordu. Hele bahçıvanımız da sağlık sorunlarından dolayı işten ayrılınca Efe içine kapandı. Ben yanına gittiğimde onu biraz neşelendirsem de yokluğumda tekrar durgunlaşıyordu. Kimseye yüz vermiyordu.

Cesar Millan’ın yeniden sahiplendirme programlarını izleyerek cesaretlendim. Bir sene karar vermeye çalışarak geçirdim. Efe’yi sonunda istemeye istemeye aile ortamına bahçeli bir eve yeniden sahiplendirmeye karar verdim. Efe’ye bu kararımızı anlattım. Türkiye’nin farklı şehirlerinden Efe’yi almak isteyen duyarlı hayvanseverler çıktı. Hepsi de birbirinden alakalı ve istekli idi. Ancak Efe kendi kararını verdi. Havladığı için istenmediği bir sitede yaşamayı, hele bizsiz yaşamayı hiç istemedi. Sonunda kendini kapattığı gibi hiçbir sağlık sorunu yokken ansızın kalbi durdu. Ölümü bize sürpriz oldu. Ona sözümü tutamamış olmanın verdiği üzüntüyle de ağlamaktan gözlerim şişti, gece gözlerimin ağrısından uykuya dalamadım. Günlerce kendime gelemedim. Aylar sonra Efe’nin anısına uzun sayfalar dolusu bir yazı dizisi hazırladım. Gece yarısında uykum gelmiş bir halde yazıyı düzeltmeye çalışırken yaptığım bir tuş hatası yüzünden yazımın hepsi silindi. Aylarca elim tekrar yazmaya gitmedi, ta ki bu gece yarısına kadar.

Buradan Efe ile ilgili ilanıma dönen tüm hayvan dostlarına tekrar teşekkür ediyorum. Bir kısmına gerçeği anlatmaya dilim varmadı, “Efe sahiplenildi” dedim. Bir kısmına telefonda dayanamadım ağladım. Efe’yi İstanbul toprağı sahiplendi. Toprağın bol olsun sevgili kurdum. Seni çok özlüyorum.

Başak Pirtini