bir köpek bir kaplumbağa

Posted on 05 Mayıs 2012 tarafından

2


– Köpeğimi küçük hayvanlara zarar vermekten nasıl alıkoyarım –

Dost’la gezintideyiz. Ben bisikletteyim, Dost burnu yerde, koklayarak ilerliyor. Bir ot yığının içine dalıyor, burun halen yerde, yan gözle bana bakıyor. Anlıyorum ki, orada beni ilgilendiren birşey var. Yaklaşıyorum: bir kaplumbağa. “Hayır Dosti, bırak oğlum”. Geri adım atıyor. Rahatlıyorum, hem de nasıl! “Aferin oğlum”. Çok mutluyum. Mutluluğumu hissediyor ve gururla yanımda yürümeye devam ediyor.

Kaplumbağalarla maceramız böyle başlamadı. Ancak geldiğimiz bu nokta beni memnun ediyor. Bir kaç gün önce, ot yığınlarının içinden alarak ağzında gezdirdiği kaplumbacık da sağ salim kurtulmuştu. “Gel oğlum”, “otur”, “bırak” komutları ile kaplumbağayı ağzından almayı başarmıştım. Öyle bir “oh” çekmiştim ki!

En başa dönersek: İki ay kadar önce idi. ilk kez bir kara kaplumbağasını oyuncak yaptığında, “bırak” komutumu hiç de dikkate almamıştı. Ben ona doğru koşarken, Dost da benim oyuna katıldığımı sanarak, daha da bir keyifle, ağzında kaplumbağa koşturup duruyordu. Benden yeterince uzaklaştığında, kaplumbağayı dişlemeye başlamak için güzelce yere kıvrıldı. Yaklaşmaya çalışırken, “acaba dişleyebilir mi gerçekten” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Açıkcası kabuğun sertliğine biraz fazla güveniyordum. Yine de, “bırak onu” diye yalvararak seslenmeye devam ettim. Büyük bir keyif ve merakla dişlerini geçirdiği sırada yetiştim. Gördüğüm şey dehşet verici idi: Üst kabuktan iki darbe almış mini minnacık bir kaplumbağa. Kabuğu parçalanmış bir kaplumbağa gördünüz mü bilmiyorum. Yürek kaldıran bir görüntü.

Kaplumbağa avuçlarımın içinde, bir sağa bir sola gidiyorum. Konuşmuyorum, ancak üzüntüm elle tutulacak kadar somut. Dost üzüntümün farkında, kulaklar dikleşmiş, boyun bükük bana bakıyor. Kaplumbağayı orada bırakırsam öleceği kesin. Yanımda götürürsem ne yapabileceğim hakkında en ufak bir fikrim yok: bu kaplumbağa iyileşir mi?

Bisikletime geri döndüm. Kaplumbağayı polarımın cebine koydum (anlayın ne kadar minik) ve dönüş yolunu tutturdum. Evin bahçesindeyiz; Dost halen etrafımda dolanıyor. Ara sıra kaplumbağayı, Dost’un burun seviyesine indiriyorum. Merakla uzandığında, “hayır oğlum” diyerek kaplumbağadan uzak durmasını sağlıyorum. Durum bu iken, yapabileceğim en iyi şey, ona kaplumbağaya saygı duymayı öğretmek.

Bahçede, çimlerin üzerinde bir tahta kasayı ters çevirip kaplumbağayı altına koydum. Kaplumbağa geceyi orada geçirdi. Biraz internet araştırması ve veterinerle telefon görüşmesi ile rahatladım: en azından yapılabilecek şeyler var.  Yeri gelmişken, kaplumbağa kabuğunun canlı bir doku olduğunu biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum ve kanayabileceğini hiç düşünmezdim. İyi olan şu ki, kırık bir kabuk iyileşebiliyor.

Sonraki gün, kaplumbağamız Samsun’da Hayat Veteriner Kliniği’nde bakıma alındı. Veteriner Hekim Cengizhan Yılmaz’a ve ekibine minnettarım. Klinikte ona Ninja diyorlar. Evet, bu Ninja’nın hikayesiydi…

Dost’un hikayesine dönersek; Dost o günden sonra da kaplumbağa buldu. Ancak yaralanan başka bir kaplumbağa olmadı. Zaten Ninja’dan sonra tetikteyim. Eğer ağzına bir kaplumbağa alırsa, sakin bir sesle (hatta neşeli diyebilirim) yanıma çağırıyorum. Benden ne kadar uzaksa, sözümü dinleme olasılığı o kadar az. Geldiğinde, “bırak” demeden önce oturmasını istiyorum; çünkü bırak dememi oyuna çevirip koşturmaya başlayabilir. Sesim halen sakin. Paniğim onu heyecanlandırabilir. Ayrıca korkutmak istemiyorum. Tek istediğim sakince kaplumbağayı bırakması. Otur dediğimde kontrolün bende olduğunu anlıyor ve en son “bırak oğlum” dediğimde, kaplumbağa aşağı düşüyor. Her seferinde işe yarayacağını iddia edemem. Şimdilik birkaç sefer işe yaradı.

Bugün henüz kaplumbağayı görmüşken geri hamlesi beni çok mutlu etti. Adeta “anladık” diyor gibi geldi: “kaplumbağalar da, tavuklar ve kediler gibi dokunulmazlar sınıfında”.

Köpek eğitiminden benim anladığım bu; yani “gerekli durumlarda karşılıklı anlayışı sağlayabilmenin provası”. “Yat, yuvarlan, iki zıpla, bir havla” değil…Mekanik şartlandırma ile her istediğimi köpeğime yaptırmak ilgimi çekmiyor. Bir iktidar konusu olarak da görmüyorum eğitimi. İstiyorum ki, köpeğimle aramızdaki anlaşma gereği belli durumlarda ikimiz de nasıl davranacağımızı bilelim. Ben de, o da.

Bunun için, ben de onun kadar çaba harcıyorum.

Zeynep Bilgi

***

Blog içinde bunlar da ilginizi çekebilir

Dominant köpek yoktur

Köpeğimle yürüyüşler 

İki köpekli hayat